Ali’nin Haylazlığı

      İlkokuldaki sınıfım düzenli ve sakin bir sınıftı. Öyle bir sınıftan sonra ortaokula geldiğimde sınıfta koşanlar beni şaşırmıştı. İlk günlerde birbirimizi tanımadığımızdan uysaldık, ama birbirimizi tanıdıktan sonra laf dinlemez olduk. Adımız okulun yaramaz sınıfına çıktı. Nasıl mı?  Gelin anlatıyım. Müdürümüz:

─ Hocam sizin öğrenciler teneffüste hareketliler, yaramazlar sizin sınıfta toplanmış, dedi

Veliler:

─Öğretmenim bizim çocukların sınıfı okulun en yaramaz sınıfı, dediler.  

Diğer öğretmenler:

─Sizin sınıfta hep bir curcuna, hep bir gürültü, bütün yaramazlar bu sınıfa toplanmış, diyorlardı. Bir de yetmemiş gibi okulda çalışan görevlilerde şikâyet ediyordu:

─Yaramaz, yaramaz, yaramaz!

      Öğretmenimiz üzgün görünüyordu. Bize yapmayın demekten bıkmıştı. Ali sürekli yaramazlık yapıyordu, sınıfı kışkırtıyordu, öğretmenimizin bütün uyarılarına rağmen dinlemiyordu. Onun yüzünden ders işleyemiyorduk. Ali’nin yaptıkları affedilmezdi. Sürekli derste dolaşıyor, konuşuyor, saçma sapan hareketler yapıp bizim ilgimizi çekmeye çalışıyordu. Haylazlık yaparken bir gün kafasını yarmıştı. Beden Eğitimi dersindeydik, öğretmenimiz bizi konuştuğumuz için beş – on dakika aşağı inmeyi yasaklamıştı. Süremiz dolduktan sonra öğretmenimiz sıra olup aşağı inmemizi söylemişti. Ali öğretmenimizi dinlemeyip aşağı koşarak inerken merdivenden düştü, ambulansla hastaneye gitti.

      Günler ilerledikçe sınıf öğretmenimiz değişmeye başladı. Bize bağıran, fısıldamaya başladığımız anda tahtaya diken ve en ufak hatamızda müdürün odasına götüren bir kişi olmuştu.

      Öğretmenimiz bir anda ‘’Yaramazsınız hem de çok yaramaz bıktım sizden!’’ diye bağırdı. Ali iki hafta okula gelmemişti. O yokken sınıf sakin ve daha akıllıydı. Ali’nin dersleri kötü sayılmazdı. Dersi dinlemesiyle 60 – 70 alan bir öğrenciydi. Ah! Çalışsaydı çalışkan bir öğrenci olabilirdi.

       Bir gün Ali bizi yanına çağırıp ‘’Gençler öğretmen bizi Türkçe dersinden sınav yapacak ve biz hiçbir şey bilmiyoruz, konuları baştan sona çalışırsak yetiştiremeyiz. Bu yüzden öğretmenler odasından, öğretmenimizin hazırladığı soruları almamız lazım’’ dedi. Biz ‘’Hayır olmaz.’’ dedik.  Ali planı hazırlamıştı, bizi ikna etmeye çalışıyordu. O arada birden araya Ahmet girdi: ‘’Ali sen ne dediğinin farkında mısın? Başımıza bela mı alacağız! Sen ne yapıyorsan yap bizi karıştırma!’’ dedi. Ali: ‘’Tamam ben yüksek alırım, soruları alacağım ama siz düşük alırsanız beni satmayın.’’ dedi. Bizim tamam dememizle Ali aşağı indi. Geldiğinde çok mutluydu gülerek geliyordu, ama daha sınav olmamıza birkaç gün vardı. Biz sınıfça sınavımıza çalışırken Ali oynuyordu. Sınav günüydü. Öğretmen sınıfa girince oturun demeden, aksilik oldu sınavı erteleyeceğiz, dedi. Biz sevinmiştik, çünkü sınava biraz daha çalışma zamanımız vardı. Ama Ali üzülmüştü, çünkü o gizlice sınav sorularına bakmıştı. Ali ‘’öğretmenim sınavdaki sorular değişti mi?’’ diye sordu. Öğretmenimiz ‘’Hayır Ali sadece bir sorun oldu, bu nedenle sınavlar ertelendi’’ dedi. Ali sevinmiş gibiydi. Ali lavaboya gitmek için öğretmenden izin aldı ve lavaboya gidince öğretmen : ”Sınava iyi çalışın.” dedi. Sınav günü gelmişti. Öğretmenimiz sınav kâğıtlarını dağıtıyordu Ali’nin sınav kâğıdını almasıyla yüzündeki ifade değişti, şaşırmış gibiydi. Sınıftakilerin sınavı güzel geçmişti. Herkesin yüzünde gülücükler uçuşuyordu,  Ali mutsuzdu, içinden:       “Of! Soruyu değiştirmiş hiçbir şey yapamadım.’’ dedi. Oysaki kendi kameralara yakalanmıştı.

      Bir müddet sonra öğretmenimiz sonuçlarını açıkladı. Sınıftaki çoğu kişi yüksek almıştı. Okumadığı sadece Ali kalmıştı. Öğretmenimiz ‘’Ali benimle gel’’ dedi ve sınıftan çıktı. Arkasından Ali de çıkmıştı. Ne olduğunu merak ediyorduk. Ali geldiğinde yüzü asıktı ve ne olduğunu sorduk. ‘’Yok, bir şey!’’ deyip duruyordu. Ama biz üsteledikten sonra 50 almışım ve öğretmen ne yaptığımı biliyor’’ dedi. Selin ‘’Biz sana demiştik’’ dedi. Ali hatasını anladı, hepimizden ve öğretmenden özür diledi. Yanlış davranışlardan uzak duracağına söz verdi.

Yazan: Ceyda Destebaşı
8. Sınıf Öğrencisi

Haluk Yeşiltepe

Öğretmen - Yazar - Şair at MEB
Yazıları ve şiirleri üreten Haluk Yeşiltepe 1960 yılında Ankara’da doğdu. 1966 yılında ilkokula başladı. İlkokulu, ortaokulu ve liseyi Bulancak’ta bitirdi. Trabzon Fatih Eğitim Enstitüsü Türkçe Öğretmenliği Bölümünden 1980 yılında mezun oldu. İlk şiirini 1974 yılında yazdı. Mahalli gazete ve dergilerde, şiirlerini ve yazılarını yayımladı. Öğretmen olarak Yozgat’ta, Giresun merkezde, Bulancak ilçesinde çalıştı. Mesleğine devam etmektedir.Evli ve iki kızı vardır.
Haluk Yeşiltepe

Latest posts by Haluk Yeşiltepe (see all)

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    six + two =