─ Niye çalışıyorum biliyor musun? Daha çok ürün alayım da biraz daha fazla zevk yapayım, diye.

Boşuna Yaşamış

Altmış yaşındaki adam, eşinin rahatsızlığından yakınmaktadır. Ev işlerini yapmaktan sıkıldığını söylemektedir. Hinlik düşünen komşu oğlu:
─Dayı gel kafayı dağıtalım, eğlenelim, der. Adam nazlanır ama sonunda ikna olur. Pavyona giderler, felekten bir gece çalarlar. Birkaç ay içinde yaşlı adam, hatırı sayılır parasını pavyonda harcar. Ağızdan ağıza dolaşan bu olayı, komşu oğlu en son duyar. Duyunca kızar, adamı bahçede çalışırken bulur, sitemle:
─Dayı oraya senede bir iki defa gidilir, ne yaptın sen? Bütün paranı harcamışsın, ben sebep oldum, yengemin yüzüne nasıl bakacağım? der.
Adam:
─Kimseye götürdüğünü demedim ki seninle bir kez gittim, gerisinde bir buçuk ay her gece gittim, der. Bunun üzerine komşu oğlu,
─Yeni hasada çok var, ne yapacaksın şimdi?
Adam:
─Dert etme yeğenim, küllük kefenlik param vardı onunla idare ederiz, der. Komşu oğlu işinin kolay olması dileğinde bulunduktan sonra ayrılırken, yaşlı adam:
─ Niye çalışıyorum biliyor musun? Daha çok ürün alayım da biraz daha fazla zevk yapayım, diye. Komşu oğlu,
─Hayda!
Adam:
─Teşekkür ederim sana, bu zamana kadar yaşamamışım ki… Yaşamayı öğrettin bana.

Başarı

    İkinci dönemin ilk haftasıydı, öğretmen tahtada işlem yapıyordu.  Gözleri sessiz, iyi huylu, dersleri zayıf olan Ali’ye takıldı. Her zaman olduğu gibi öğrencisi dalgındı. Öğretmen, dersi anlayıp anlamadığını sordu. Ali anlamadım, kendimi derse veremedim diyemezdi. Biliyordu ki arkadaşları dalga geçeceklerdi. Başına ağrılar giriyordu soru sorulduğunda. Sessizce anladığını söyledi. Bunun üzerine öğretmen anlatmasını istedi. Tahtaya çıktı, heyecandan yüreği küt küt atıyordu, yer yarılsa da içine girsem diyordu içinden. Beti benzi atmıştı, gözleri karardı tahtanın önüne yığılacak gibi oldu. Öğretmen:

─Ali iyi misin?

─Gözüm kararıyor öğretmenim, dedi. Öğretmen öğrenciyi yerine oturtup su içirdi, Ali rahatlamıştı.  Bazı arkadaşları sessizce:

─Bilemedin numaracı tembel, tembel! dedi. Öğretmen durumu fark edip susmalarını belirtti. Öğrenciler sustular susmasına, ama öğretmenden gizlice kaş göz edip Ali’yi sinirlendirmek için ellerinden geleni yapıyorlardı. Bu doyumsuz bir zevkti, ne kadar da eğlenceliydi. Teneffüse çıkıldı. Öğrenciler Ali’yle dalga geçmeye başladılar:

─Numaracı bilemedin, bayılma numarası yaptın.

─…

─Susarsın tabi tembel, tembel! Ali bu dayanılmaz durum karşısında kendini zor tuttu, saldırılara aldırmadan dayandı. Kararını vermişti, kendini rahatsız eden sınıf arkadaşlarına susarak, onların söylediklerine kayıtsız kalarak tepkisini gösterecekti. Bazılarının omuz atmasına da sessiz kaldı. İçinden:

─Sizler yaptıklarınıza pişman olacaksınız elbet, dedi.  Eve varınca derslerine çalışmaya başladı, yemek saati geldiğini fark etmedi. Dedesi haber dinliyordu, babaannesi yemek hazırlıyordu. Annesini bebekken kaybetmiş, babası evlenmişti. Bu nedenle dedesinin yanında kalıyordu. Dedesi Ali’nin nerede olduğunu sordu, babaannesi:

─Odasındaydı, dedi.

─Yemek hazır oğlum, haydi yemeğe, diye çağırdı. İçeri girdi, sofraya oturdu, yemeğini yedi:

─Ders çalışacağım, babaanne beni sabah namaza kalkınca kaldırabilir misin?

─Elbette kaldırırım oğlum, dedi babaannesi.  Dedesi şaşırmıştı, torununda ilk defa ders çalışma isteği görmüştü, çok keyif almıştı. Dede ve babaanne torununun üzerine titriyor, ders çalışma konusunda tek bir şey söylemiyorlardı. Herkes kendi işini yapmalı düşüncesindeydi iki yaşlı, bu düşüncelerinde de inatçıydılar. Ali dedesiyle ve babaannesiyle yaşamaktan mutluydu. Odun közüyle dolu mangalı alıp

odasına çekildi, ders çalışmaya başladı. Bu çalışması bir ay kadar sürdü. Karnesinde altı dersi zayıftı, hepsinden yüksek puan almaya yemin etmişti. İlk zamanlarda ders çalışırken zorlanmıştı, konular birbiriyle bağlantılı olduğundan sene başındaki konulardan çalışmaya başladı, çalıştıkça hiçbir şey bilmediğini fark etti, öğrendikçe mutlu oldu. Her gün beş altı saat ders çalışmadan yatmadı. Sınav zamanları iki üç saat uyudu. Babaannesi:

─Oğlum yatsana, bu saate kadar çalışma olur mu?

─Babaanne konum bitince yatacağım, sen yat uyu, beni erkenden kaldırırsın, derdi çoğu zaman. Gayretleri sonuç verdi,  ders konularını öğrenmeye başladı,  bildiklerini anlatmak için parmak kaldırmadı, öğretmenlerine ilginç sorular sordu. Sorular karşısında öğretmenleri şaşırırdı, sorulanlar konuyu çok iyi bilenden gelebilirdi ancak. Derse çalışıp çalışmadığını soranlara sessiz kaldı. Sınıf arkadaşları bu tutumuna anlam vermekte zorlandılar,  saldırgan davranışlarından vazgeçtiler. Yazılılar başlamıştı, bütün sorular kolay geliyordu, 15-20 dakikada soruları çözüyordu. Sınav sonuçları açıklanınca altı şubede bütün derslerden en yüksek puanı aldı. Okulun ünlü öğrencisi oldu. Arkadaşları bilmedikleri soruları Ali’ye sordu, soruları çözdükçe daha iyi öğrendiğini fark etti, yardım isteyen arkadaşlarını çalıştırdı, bundan keyif aldı. Dedesinin ve babaannesinin verdiği desteği çok önemsedi, çünkü kendisini üvey anne eline bırakmamışlardı. Kendine verilen desteği arkadaşlarına ders vererek ödediğine inanırdı.

Kendisiyle gırgır geçenlere karşı yine sessizdi. Okul müdürü İstiklal Marşı töreni sırasında Ali’yi yanına çağırdı, başarısından dolayı tebrik edip, ayın başarılı öğrencisi belgesini  verdi, duygularını açıklamasını istedi,  heyecanlıydı, mikrofonu eline aldı:

─Sayın Müdürüm, Saygıdeğer Öğretmenlerim ve Sevgili Arkadaşlarım, bir öğrencinin en mutlu günü böyle olur herhalde. Arkadaşlarımdan bazıları derslerim zayıfken dalga geçtiler, onlara kırgınlığım elbette sürmeyecek. Bir şartım var: Kendiniz için istediğinizi arkadaşlarınıza veriniz ki sizlerle dost olayım. Başarının sırrı olumlu düşünmek ve çalışmak, herkese teşekkür eder, iyi hafta sonları dilerim, dedi. Alkışlandı, sırasına geçti, gururla, vatan aşkıyla İstiklal Marşı’nı söyledi.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
7 Kişi oy verdi
Ortalama puan: 4,86.
Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
Loading...